Cehalet!

SUAVI

Suavi

Covid-19 salgınının tehdidi hız kesmeden sürüyor.
Dünyanın farklı ülke ve üniversitelerinde, tıp merkezlerinde, 165 civarı aşı çalışmasının sürdüğünü, ama henüz somut bir sonuç alınamadığını bildiriyor Dünya Sağlık Örgütü’nün Başkanı Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus. Üstelik; anne sütünün yararına da vurgu yaparak ve “anne sütünün yararının, enfeksiyon riskinin oldukça üzerinde” olduğunu ifade ediyor, Cenevre’den yaptığı basın açıklamasında. Ama aynı açıklamasında yine “Sorunu çözecek sihirli bir anahtar yok, belki de hiçbir zaman olmayacak!” diyerek, umutsuzluğu da işaret ediyor.
Yani: Covid-19 aşısı için “umut olduğunu ancak, hiçbir zaman çare bulunamama olasılığı da olduğunu” açıklıyor, en çok morale ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde moralsizliği de aşılayarak..,
Dünya bir virüsün pençesinde yaşam mücadelesi verirken; ekonomi / eğitim / sosyal yaşam / sağlık Sistemleri / iş ve işçi güvenliği altüst olmuşken ve virüs bununla da yetinmeyip, “Daha da ileri gideceğim, daha işim bitmedi, görülecek hesabımız var!” dercesine, insan yaşamını ve tüm yerleşik sistemleri allak-bullak etmeye devam ediyor.
Bu tehdit sürdükçe:
Bilim insanları bu tehdidi yenemedikçe, ekonomi daha da bozulacak.
Dev şirketler bile iflasın eşiğine gelecek, belki de batacak.
Buna bağlı olarak küçük işletmeler tek-tek iflas bayrağını çekiyor/çekecek ve bu yıkım beraberinde, ciddi ve tehlikeli sayıda bir işsizlik ordusu yaratacak.
İşini, aşını, yarınını kaybeden büyük insanlık için doğal olarak, psikolojik sorunlarda artacak ve öncelikle aile içi şiddet olmak üzere her türden şiddet daha da ivme kazanacak.
Müthiş bir huzursuzluk hakim olacak. Bu çalkantı ise öncelikle toplumsal huzuru bozacak ve öncelikle ırkçılığın, mikro milliyetçiliğin ekmeğine yağ sürecek ve neredeyse tüm dünyada ekonomik-politik-siyasi tercihler, büyük insanlık için tehlikeli yönelimlere sapacak.
Sanat,
eğitim,
sağlık,
ekonomi,
üretim
sarsıldığı, dibe vurduğu oranda toplumlar arası güven duygusu da sarsılacak ve bu olası güvensizliğin getireceği çekinceler, öfke yine ve yüksek olasılıkla toplumsal barışı da etkileyecek ve dünyanın dengeleri özellikle yeniden yapılanma ve ayakta kalma hırsıyla daha da dengesizleşecek. Kıtlık bir başka yakıcı tehdit olarak insanlığın gündemine girecek..,
Evet, ben bu süreci, orta vadede böyle düşünüyor ve gidişatı böyle görüyorum.
Ayrıca tablonun, bu aşamada “karamsar” bir tablo olduğunu da biliyorum..,
Üstelik bu karamsar gidişatın içerisinde “umudun” da göz kırptığının farkındayım.
(Çelişkilerin netleştiği, karşıtlarıyla çatıştığı ve en derine indiği süreçlerde, yeni bir yaşam filizlenecektir…)
Cehaleti, neredeyse bir yönetim ve yaşama biçimine dönüştüren toplumlarda öncelikle olmak kaydıyla, şiddetin ve adaletsizliğin iktidara erişme zemini de hazırlanmış olacaktır. Ve cehaletle, adaletsizlikle yönetilen toplumlar, bilimle gireceği ilkel savaşlarını mutlaka kaybederek, yeni ve bir başka bedel daha ödeyerek yaşamın en arka sıralarına yerleşeceklerdir.
Sonuç olarak:
Henüz bitmemiş, ve nerede, ne zaman, nasıl biteceği ise meçhul olan bugünkü yıkıcı gidişatın besleyip- büyüteceği tek şeyin KAOS olduğunun altını çizerek:

  • Sürece ilişkin veri saklayanları,
  • Tehlikeyi umursamayanları,
  • İnsanlık için fayda yerine sorun üretenleri,
  • Her türden dayanışma ve paylaşmadan kaçınanları,
  • Bu hassas dönemde fırsatçılık yapan menfaat çetelerini,
  • Bilimi inkar ederek, yok sayanları,
    ödenmiş ve ödenecek tüm bedellerden sorumlu ilan ederek,
    “Her şeyi bildiğini zanneden cahilleri” cehaletlerinin sığlığı ile başbaşa bırakıyorum.
    Duyarlı-sorumlu ve farkında olan herkesi, dayanışma duygularımla, yürekten selamlıyorum.

Ersten Kommentar schreiben

Antworten

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht.


*