İnsan sosyal bir varlıktır

Bütün dünyada barış ve birlikte yaşama kültürünün gelişmesi tüm insanlık için büyük bir kazanım olacaktır. Bu yüzden birlikte barış içinde yaşam için elimizden geleni yapmak zorundayız.

SİNAN ÖZTÜRK

Büyük filozof Aristoteles bundan tam 2300 yıl evvel şöyle demişti: „İnsan sosyal bir varlıktır!”

Sosyal varlık ne demektir? Belirli bir sosyalizasyon, kültür ve topluluk içinde yaşayan bir varlıktır. Aristoteles’ten bu yana dünyanın nüfusu oldukça artmış, deyim yerindeyse dünyada neredeyse ayak basılmamış yer kalmamıştır. Buna paralel olarak yeni yeni ülkeler, topluluklar ve kültürler ortaya çıkmıştır. Yeni kültürler yeni üretim biçimlerini oluşturmuştur. 18.nci yüzyıldan itibarense özellikle yaşanan sanayi devrimiyle birlikte işçi sınıfı tarih sahnesine çıkmıştır. Yeni yeni fabrikalar, fabrikalarda çalışan makineler, yeni ürünler, yeni pazarlarla birlikte, dünya oldukça değişmiştir. Ancak dünya insanların bir araya gelmesiyle, birlikte çalışıp üretmesiyle hızla değişebilmiştir. Yaşanan tüm savaş, salgın ve doğal felaketlere rağmen insanlık ancak bir arada olmakla, yardımlaşmayla, dayanışmayla ayakta kalmıştır. Her yıkımın ardından el ele veren insanlar, yıkımların zararlarını ortadan kaldırmış, hayat yeniden devam etmiştir.

Almanya büyük felaketlerin yaşandığı bir ülke olarak, yine insanların el ele vermeleri, birlikte bir hedef için çalışmaları sonucunda ekonomik olarak toparlanmış, hatta ihtiyacı karşılayabilmek için başka ülkelerden de işçiler Almanya’ya çalışmaya gelmişlerdir. Almanya, gelen bu yeni işçiler için tamamıyla farklı bir dünyaydı. Farklı kültürün, tarihin ve sosyalizasyonun var olduğu bu yeni ülke, artık sadece Almanların değil, onların dışında bu toplumun ve ekonominin gelişmesinde katkıları olan insanların da ülkesi oldu.

Almanya’da dünyanın her ülkesinden insanlar yaşamaktadır. Göçmen kökenli insanlar ağırlıklı olarak Türkiye, Ortadoğu ülkeleri, Rusya ve Balkanlardan gelmektedirler. Bu durum Almanya’nın demografik yapısını değiştirirken, aynı zamanda bu ülkenin farklı kültürler dolayısıyla daha da renkli olmasını sağlamıştır. Ayrıca buradaki üniversitelerde, dünyanın her yanından gelen öğrencilerin büyük bir kısmı, eğitimlerinin ardından ülkelerine dönerek, Almanya’da öğrendiklerini kendi ülkelerine de götürmüşlerdir.

Bu ülkede birlikte yaşamak, ülkenin gelişmesine katkı sağlarken aynı zamanda buradaki hayatı da zenginleştirmektedir. Elbette bu durumdan rahatsız olanlar da vardır. Genel olarak bakıldığında göçmen kökenlilerin çoğunluğunun bu ülkeye uyum sağladığını söyleyebiliriz. Göçmen kökenlilerin çocukları burada doğup büyüyor ve şekilleniyor.

Bir toplumun gelişebilmesi için o toplumun sadece ekonomik olarak güçlü olması yetmez. Adalet, insan hakları, düşünce özgürlüğü, barış ve birlikte yaşama kültürünün de gelişmiş olması gerekir. Almanya bu açıdan bakıldığında tüm dünyada bu özellikleri taşıyan az sayıdaki ülkelerden biridir. Bütün dünyada barış ve birlikte yaşama kültürünün gelişmesi tüm insanlık için büyük bir kazanım olacaktır. Bu yüzden birlikte barış içinde yaşam için elimizden geleni yapmak zorundayız.

Ersten Kommentar schreiben

Antworten

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht.


*